26 Aralık 2009 Cumartesi

HRİSTİYANLAŞAN MÜSLÜMANLIK

Herşey masumca başlamıştır evrende: yokluktan, boş evren oluşmuş, boş evrende güneş oluşmuş ışıl ışıl, güneşten gezegenler ve güzelim dünya; hoş canlılarıyla ve o hoş canlılardan, hoş insan ve hoş insanlardan da hoş sevdalar oluşmuş. Her evlilik de masumca başlar ve canice biter; çünkü bu caniliği eş yapmasa da ölüm yapar sevenleri ayırarak. Yani evrenin hoş masumluğu, sonunda bir canavarlıkla biter çünkü insanca olmayan şeylerden sonsuza kadar insanca şeyler beklenemez; sonunda, kesinlikle caniliklerini gösterirler….

Avrupa Birliği de böyle masumca girdi yaşamımıza, ülkemize. Aet yani Avrupa Ekonomik Birliği idi adı, onu üniversite yaşamımın masumluğu içinde ilk tanıdığımda. Sonra ‘’ Gümrük Birliği’’ ile ekonomimize büyük zarar verdi. Tansu Çiller Hükümeti zamanında yol duvarları, Avrupa Birliği ve O’na girmek büyük başarı ve büyük mutluluk olarak gösterilen dev afişlerle dolduruldu. Aynı duvarlar, ‘’ Ey Müslümanlar ; Türkiye’de ilk kez bir dinsel radyo, televizyon kanalı kurulacak, karınca kararınca olsun yardım edin, ’’ deyip, bildiğim kadarıyla, müslüman kadınların, kollarındaki bilezikleri bile çıkarıp heyecanla bu girişime bağışlamalarıyla da kurulan bir radyo-tv şirketinin, adında ‘’ Türkiye’’ yazmasına karşın, sonradan yabancılara bir çırpıda nasıl satıldığına da tanıklık edecek dev afişlerin yapıştırıldığına da tanık olmuştu. O duvarlara yapışan, kanlı, para içermeyen tek afiş; devrimcilerin afişleriydi. Onların afişleri hiçbir şeyi satmak için değildi çünkü.

Masumluklar böyle başladı. Sonra kadıncılık başladı ülkede; her kurumun, kuruluşun başına kadın seçmek, getirmek biçiminde sürdü. Sonra bir sabah duydum ki Türkiye Devleti’nin postacılarının ‘’resmi’’ üniformalarını, bir eşcinsel olan Cemil İpekçi’ye tasarımlattırıl- dığını öğrendim medyadan; başarıymış, çağdaşlıkmış gibi. Yemin ediyorum, eğer ben o zaman posta memuru olsaydım, bunu protesto etmek için, posta memurluğunu bırakırdım. Bir eşcinselin, ne bedenimi ne ruhumu sarmasını istemem. Ekmek parası da bu denli düşürülmemeli. İş de, aşk gibi ONURLU olursa iştir…

Akp… Kendini Müslüman, muhafazakar, demokrat olarak tanıtan garip bir parti. Zinayı suç olmaktan çıkardı; eşcinselliği ve fahişeliği ‘’ erdem’’ durumuna getirdi, bazı ilkel toplumlardaki gibi. Çünkü Avrupa Birliği öyle istedi. Yani namusun, onurun satılması erdemmiş… İşçi Sınıfı’na emekçi haklarını vermeyen bu düzen, nedense fahişelere, emekçi sıfatını kolayca veriverdi. İşçilerin, memurların maaşlarını düşük tutup aileye en büyük darbeyi vuran bu düzen, nedense eşcinsellerin evlenip aile kurmasına izin veriverdi. Yani demek istedi ki aileni ‘’Kutsal emeğinle’’ değil ‘’ Kutsal kıçınla’’ da geçindirebilirsin. Eee, bu ‘’Kutsal kıçlara’’ bir de ‘’Kutsal genelevler’’ de gerekir artık, eli kulağındadır bunların kurulmaları da. İnsanca emeğe fabrika açmak zordur, ama kıça genelev açmak kolaydır… ‘’Kutsal vaginalar’’ ve ‘’Kutsal kıçlar ‘’ için ‘’Kutsal genelevler’’ de gerekir çünkü, üstelik de işsizliğe karşı kolay bir çözümdür. Brezilya da fahişeliği övünç verici bir sektör olarak tanımlayıp fahişeliği boşuna teşvik etmiyor değil mi!

Evet, bu ‘’Kutsallık’’ arayışı, şimdi de toplumu, ‘’Kutsal etniklere’’ bölmeye yöneldi. Kutsallık başladı mı durmaz zaten. Ulusu, paylarına bölmek sonucu oluşan bölüntüler kutsalsa, o zaman şunu da sormak gerekecektir: Ekmek mi kutsal; unu, tuzu, mayası, katkı maddeleri, ateşi mi? Ekmek kutsal değilse ötekiler kutsaldır bu durumda çünkü ulus kutsal değil deyip halkları kutsaldır, deyip ulusu halklarına bölmek de aynı şeydir. O zaman da şunu soracağım; insan bedeni mi kutsal, parçaları mı? O zaman da şunu da soracağım: Allah mı kutsal, O’na tapan parçalar mı; insanlar mı?

Uslu uslu gösteri yapan, hak arayan işçiler , memurlar, emekçiler mi kutsal; sokakları barbarlık, yangın, ölüm alanlarına çeviren faşist pkk’nin eylemcileri mi? Buna yanıtı biliyoruz doğal ki: ‘’ Polisler o faşistleri şeker, muz, ayakkabı, top vererek, saçlarını okşayarak bağrına basarken; Akp’nin pek ünlü ‘’ Ötekileri’’ ni analarından doğduklarına pişman ederek; o faşistler sokakları, iş yerlerini ve insanları yakarken, polise ve karakollara silah ve havai fişeklerle saldırırlarken, polisin onları teker teker yakalayıp göz altına almak yerine ‘’ Kışınız, kışınız, ’’ deyip dağıtmak istemesi , bize gereken yanıtı veriyor zaten. Sanırım adli tıb; polise, molotof kokteylinin bir kola türü değil de vahşi bir silah türü, insana atılan taşın da öldürücü bir silah türü olduğunu anlatan bir rapor yayınlayıncaya kadar polislerimiz, molotof kokteylinin ve taşın, düğünlerde, şenliklerde atılan bir ‘’ maytap türü’’ olduğunu sanmaya devam edecek. Sanırım, 14-17 yaşlarında faşist olunmuyor; oysa komünist Erdal Eren olunabiliyor ve idam edilinebiliyordu. Erdal Eren’i astığınıza göre bu ‘’çocuk’’ ları da bizahmet şekerle, muzla, ayakkabıyla, topla ödüllendirmek yerine içeri tıkıvıverin de bu kadar uç tutarsızlıklar yaşamasın ülkemiz. Yoksa Türkiye, demokrasi değil gizli padişahlıklar ülkesi olur.

Avrupa Birliği, Türkiye’ye; kadınların gideceği genelevler de açın, yoksa barbar, çağ dışı, ilkel kalırsınız, diyecek bir gün; kokoriçimize, kırmızı biberimize bile karıştıktan sonra.

Evet, Akp Hükümet’i bu ülkeye ne '' yarar'' getirdi demeyin, çok ''yarar'' getirdi: Zina, fahişelik, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, bölücülük, polise taş ve molotof atmak, Türk olmamak, insan olmamak, serbest oldu en azından.

İddia ediyorum , Akp Hükümeti gerçek Müslümanlardan oluşmuyor. Hele hele Türkler'den hiç oluşmuyor. Ve iddia ediyorum; muhalefet de Akp’ci; çünkü ne zinanın ne fahişeliğin ne eşcinselliğin ne eşcinsel evliliğin serbest olmasına tepki göstermediler, göstermiyorlar. Namus bacak arasında olmaz, diyenler bile mutluluğu, umudu, çağdaşlığı, uygarlığı, özgürlüğü, komünizmi, milliyetçiliği, dinliliği, demokratlığı, Atatürkçülüğü, laikliği bacak arasında görüyorlar demek. Tv ekranları bile bayan bacaklarla dolduğuna göre… İslamiyet, şer’i yani kötü olanı atmaksa, ülkeyi bu şerliklerle yönetenleri, kusura bakmasınlar, Müslüman da göremem Hristiyan da Yahudi de. Ben bunlara ‘’ utangaç dinsizler’’ diyeceğim. Çünkü onları hiçbir din kabul etmez. Çünkü onlar, dinsizlerin istedikleri şeyleri yapıyorlar. Yahu ben dinsizim, ben bunların yapılmasını istemiyorum; demek ki beni de aşmış dinsizler var ki Müslüman olduklarını söyleyenlerden kurulu bir hükümetin bu yaptıklarına destek vererek dinle birleşiyorlar; ötekiler dinsizlikle birleşirken. Garip dünya, diye ben buna derim işte; hatta ‘’ düttürü dünya.’’ Kim dinli, kim dinsiz acep?

Müslümanlara soruyorum: '' Eşcinsellik, eş cinsel evlilik, zina, fuhuş; Hristiyanlar emretsin sen yap, İslamiyete göre helal mi haram mı? Müslümanlara soruyorum: Dinsizler, Allah'sızlar, diye komünistlere oy vermiyorsunuz da zinayı, fuhuşu, eşcinselliği serbestleştiren sözde müslümanlara neden oy veriyorsunuz? Onlar da dinsiz, Allah'sız değiller mi , bu durumda? İslamiyetde, utanmak zorunlu değil mi? Utanmayanlar müslüman olur mu, utanmayan müslüman olur mu?''

O zaman, bana diyecek tek bir söz kalıyor: Akp’yi ve bu muhalefeti savunmak; dine de, insana da, akıla da, bilime de küfürdür. Bir söz daha diyeyim; bu durumda, demokrasi denilen şey KOCA BİR İLKELLİKTİR! Ben böyle bir demokrasiyi savunacak bir ilkel değilim… Kahrolsun, beyini çıkarılmış demokrasi! Demokrasi, Hitler'den sonra embesilleştirildi; faşizme düşmanlık, embesil bir demokrasi yaratmak için zemin ve bahane olarak kullanıldı.

Bir diktatöre sormuşlar, ‘’ Bunca yıl bu ülkeyi nasıl böyle kolayca yönetebildiniz?’’ diye. Diktatör yanıtlamış: ‘’ Futbol, din ve festivaller ile.’’ Şimdi bu hem değişti hem kısaldı artık, şöyle oldu soru: ‘’ Bu saçmalığı demokrasi diye bunca yıl topluma nasıl yutturabildiniz?’’ yanıt şu olacak: ‘’ para ve kadın ile.’’

Avrupa'da her mok var da insan gibi insanlık yok, Allah'ın 99 adını bilen sizler, bunu bilmiyor musunuz? Yoksa kömür için oy verdiğiniz gibi Avrupa ekmeği yiyebilmek , Hristiyan Avrupalının yanında çalışabilmek için yurdunuzu da Avrupa'ya verir misiniz? Çanakkale de Seyyit Onbaşı vardı da, yüreklerinizde birer Seyyit Onbaşı yok mu? Can derdine, uşaklık yapmadınız da batıya; boğaz tokluğuna mı uşaklık yapacaksınız? Yazık size. Muhammed şu an evinize gelse, O'na da Avrupa Birliği'ne uşak olmanın yararlarını anlatır mıydınız acaba; yoksa O'na bile, '' Evde yokuz, '' mu dedirtirdiniz çocuğunuza? Evet, siz gerçekten evlerinizde yoksunuz çünkü bu ülkede yoksunuz, yok...

Biliyor musunuz, '' Herşey masumca başlar, canavarca biter.''

Zinanın, eşcinselliğin, eş cinsel evliliğin, fuhuşun serbest bırakılmasına karşı çıkmayan iktidar da, muhalefet de, dinciler de, dinsizler de; hay sizin insanlığınıza.

Ben müslümanları namuslu, onurlu , gururlu, ahlaklı, erdemli, bilge, yurtsever bilirdim. Zinayı, fuhuşu, eşcinselliği serbest hale getirmekle namusluluk, onurluluk, ahlaklılık, erdemlilik, bilgelik, yurtseverlik bağdaşmaz. Nereye gidiyorsunuz siz ey müslümanlar, neler yapıyorsunuz siz böyle? Haydi benden utanmıyorsunuz, Muhammed'den, Allah'tanda mı utanmıyorsunuz? Ama ben sizlerden utanmaya başladım, haberiniz olsun. Hristiyanlaştırıldığınızın farkında değil misiniz? Hadi Noel Babalarınız ile Noel'i de kutlayın, sonra da size müslüman ya da Türk ya da komünist ya da devrimci ya da demokrat ya da Atatürkçü ya da milliyetçi ya da bilimsel dememi bekleyin. Nah derim!

Konuyla ilgili blogum: Polisler neden suç işliyor, savcılar neden bir şey yapmıyor?

Necdet Gürçiftçi

2009-aralık